Kişisel gelişim kitapları üzerine..
Tıpkı şimdilerde yeni yeni akım haline gelen dizüstü edebiyatının ürünleri gibi; cicili bicili kapakları olan, arkadaki tanıtım yazısında esprili ve yavan bir dil kullanan, fiyatı hemen sağ altta kocaman, kalın rakamlarla gözümüze iliştirilen kitaplara güvenmem.
Söz gelimi; yapım aşamasında, yazarının zihninde “Anlatmak istediğimi nasıl gereksiz kelimelerle süsleyip, fazladan sayfa doldurabilirim?” sorusunun yattığı bariz olan bu tür kitapların okuyucuya iletmek istediği mesajı kendi üslubumla tarif edecek olursam, şöyle ki;
Sevgiliniz mi terk etti? - Yenisini bulursunuz!
Kirayı mı ödeyemiyorsunuz? - Amaan satmışım anasını!
Patronunuzla mı tartışıyorsunuz? - İşinizi değiştirin!
gibi.
gibi.
Bu kafada yaşayan insanları gerçekten merak ediyorum. “Hayatı en kestirme yoldan nasıl atlatırım?” uyanıklığının sırrını çözdüğünü iddia eden güruh; bana bu kafaya nasıl eriştiklerini bilahare anlatırlarsa memnun olurum.
Bu Amerika merkezli, aptal kitaplar; benim ülkemin sözde kapitalistlerinin el kitabı olmuştur. Hani şu gün içinde ellerinde gezdirip, okuyormuş ayağı yapanlardan söz ediyorum. Eğer iyi bir okursanız, bu kitapları açar bakarsınız ve bir sonraki cümleyi tahmin edebilmenizin yanı sıra, toplumun ve eğitim kurumlarının ezbere bağlı olarak dayattığı iyi insan olma ilkelerinden başka bir şey barındırmadıklarını anlarsınız. Asıl ihtiyacımız olan şeyler bunlar değillerdir. Asıl ihtiyacımız olan şeyleri bunlarda bulamayız.
Bakın kişisel gelişim kitaplarını okuyup hayata karşı nasıl durulabileceğini öğrendiğini iddia eden kimseler; Kavgam okuyunca Nasyonalist, Nietzsche okuyunca da Tanrı olduklarını sanacaklardır. Yani hemen hemen bunun sonu yok. Eğer gerçekten birilerinin size; ”İyi düşün, pozitif ol, kendini çok sev, sen çok önemlisin” gibi içi boş, toz pembe hatırlatmalarda bulunmalarına bu kadar ihtiyacınız varsa -cümle sonuna gelmeden önce son uyarı- gerçekten ihtiyacınız varsa sizden bir şey olmaz.
Kişisel gelişemeyesiceler.
Yorumlar
Yorum Gönder