"Kim bilir?"
Bazı sorunlarla, bazı kişilerle, bazı durumlarla savaşırken aslında iki cephe de bendim hep. Kazandığımı zannederken yine ben kaybettim, kaybettim diye oturup kendimi hırpalarken de yine bir kazancım oldu aslında. Dürüst olmak gerekirse de sadece kendime karşı kaybettiğim için üzüldüm.
Hayatımı, var oluş nedenlerimi kimseyi mat etmek için heba etmeyeceğimin kararını vereli bir kaç yıl oldu. Yaşlandığımda geriye bakıp gönül rahatlığıyla gülümseyebilmek için bir kaç hayalim kaldı. Bu kadardı işte, hepsi buydu. Herkesin hayali "dünyanın en başarılı insanı", "dünyanın en ünlü insanı", "dünyanın en zengin insanı", "dünyanın en güzel kadını", "dünyanın en etkileyici erkeği" olmak zorunda değil. Önemli olan, tüm bu sıfatları kendi dünyanda toplamayı başarmak. "Küçük şeylerden mutlu olmak" edebiyatı yapmıyorum. Sadece "çok" olan şeylerin bir tatmin noktası olmadığını biliyorum. Her insan büyük bir misyon sahibi olacak değil ya, bunu keşfedince huzur kendiliğinden kapıya dayanıyor.
"Bir kaç küçük hayal daha,
Peşinden koşulacak,
"Ben" olunacak..."
Hepsi bu kadar. Sonrası... Çok sonrası da bildiğimiz gibi işte; torunları yazlığa beklerim, belki bir kursa gidip yağlı boya sergisi açarım, belki kimseciklerin almadığı; eşe dosta zorla vereceğim bir şiir kitabı yazarım, olmadı her yaz bir sonraki kış için salça istiflerim. Kim bilir?
Yorumlar
Yorum Gönder